Datça'ya varmak zaten başlı başına bir karar; o daracık yoldan geldiysen aceleci biri olmadığın belli. Burada iki yanın deniz, kafan badem çiçeği kokusu, eski taş sokaklar da yavaşlığın merkez üssü. Kimse sana 'hadi hadi' demez, program dediğin şey rüzgâra göre şekillenir. Yine de içindeki kararsızlık ille konuşacaksa sus ve zarı at; yarımadanın ucunda acele eden zaten kaybeder.